SOSYAL DARWINİZM VE DOĞALCI YANLIŞ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

SOSYAL DARWINİZM VE DOĞALCI YANLIŞ

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 6:16 pm

Herbert Spencer’ın günümüzdeki şöhretinin en önemli sebebi, biyoloji alanındaki yaklaşımından ve genel evrimci felsefesinden ziyade, Evrim Teorisi’ni sosyoloji alanına uygulamasını ifade eden ‘Sosyal Darwinizm’ diye anılan görüşüdür. Buna göre, doğadaki evrimsel süreçten insanlar ve toplumlar için sonuçlar çıkarılır. Evrimsel süreçte, en güçlü olanın yaşadığı ve var oluş mücadelesinde başarı getiren bu sonucun toplumlara da uygulanabileceği; böylece toplumların ilerlemesinin, refahının ve gelişmesinin mümkün olacağı söylenir. Spencer, bu görüşlerin neticesi olarak ‘bırakınız-yapsınlar’ (laissez-faire) temelli bir ekonomi politikası ve devlet modeli önerir. Devletin, bireylerin girişimciliğini kısıtlamaması ve eşitliği sağlamak adına düzenlemeler getirmemesi gerektiğini söyler.156

Spencer, bu görüşlerin doğal neticesi olarak sosyalizmin ve komünizmin açık bir düşmanı oldu. Onun fikirleri sosyal bir devlet anlayışına da karşı olmayı gerektiriyordu ve birçok kişi, güçlüyü ‘haklı’ ve ‘iyi’ ile özdeşleştirmeye sebep olabilecek bu görüşleri ‘vahşi kapitalizm’ diye niteleyip eleştirdi. Fakat bu görüşlerin birçok savunucusu da oldu, bunların önemli bir bölümü Amerika’daydı ve William Graham Summer bunların en önemlilerinden biriydi. Summer’a göre topluma en kolay adapte olanın ayakta kalmasından söz etmezsek, geriye sadece bir alternatif kalmaktadır: Topluma adapte olamayanın ayakta kalması. Summer’a göre bu ‘geri kalmışlık’ anlamına gelir ve gelişmişlik ile rekabet arasındaki ilişki çok güçlüdür.157 Sosyal Darwinist görüşler Amerika’da olduğu gibi Avrupa’da da pek çok taraftar buldu. Birçok kişi, Nazi ideolojisinin oluşmasında da bu yaklaşımın payı olduğunu söylemektedir. Hitler ‘Kavgam’ (Mein Kampf) kitabında şöyle demiştir: ‘Yaşamak isteyen savaşmalıdır ve ezeli savaşın hayatın bir kanunu olduğu bu dünyada, savaşmayanın var olmaya hakkı yoktur.’158

Burada vurgulanması gerekli nokta, biyolojideki Evrim Teorisi’nin sosyoloji ve ahlak alanında Sosyal Darwinizm’in savunulmasını gerektirmediğidir. Birçok kişi biyolojideki Evrim Teorisi ile Sosyal Darwinizm’i ayırt edemediği için, Darwin’in Evrim Teorisi’ni; Nazizm, merhametsizlik, dünya savaşları gibi olgulardan sorumlu tutmuşlardır. Oysa Spencer’ın yaklaşımı, daha ilk günlerden itibaren Huxley gibi Darwin’in en yakınları ve Evrim Teorisi’nin ortaya konmasında önemli katkıları olanlar tarafından eleştirilmiştir. Huxley, Spencer’ın, Stoacılığın doğanın takip edilmesine dair nasihatini kötü bir şekilde uyguladığını düşünür: ‘Var olma savaşı’nın gerçekten de doğada büyük işler başardığını, fakat toplumların başarısının doğayı taklit etmekte değil, ona karşı durmakta olduğunu söyler.159

Huxley’in yaklaşımından da anlaşılacağı gibi, biyolojik Evrim Teorisi, ahlak ve siyaset alanında birbirinden çok farklı görüşlerin savunulması için hareket noktası olmuştur. Spencer doğanın tam bir taklidinde erdem görürken, Huxley doğaya karşı durmakta erdem bulmuştur. Karl Marx ve Friedrich Engels de Evrim Teorisi’ni desteklemişlerdir ama kendi görüşleriyle çok zıt noktada olan Sosyal Darwinizm’e karşı çıkmışlardır. Doğal seleksiyon fikrini ortaya ilk koyanlardan biri olan Wallace da devletin müdahalesini yararlı bulan sosyalist bir yaklaşımı benimsediği için;160 Spencer’ın, doğal seleksiyonu topluma uygulayan Sosyal Darwinist yaklaşımına zıt bir konumdaydı. Evrim Teorisi’ne inanan düşünürlerin birbirinden çok farklı ‘doğalcı etik’ yaklaşımları olabilmektedir. Bu arada, Evrim Teorisi’ni savunan biyologların ve felsefecilerin önemli bir kısmı, bu teorinin, ahlak ve sosyoloji ile ilgili kuramlarla karıştırılmaması gerektiğini söylemektedirler. Bu görüşlerini savunurken, özellikle David Hume’un; ‘olan’la (is) ‘olması gereken’ (ought) arasındaki ayırımı iyi yapmamız ve bunların birinden diğerine yükselmemiz ile ilgili öğüdüne161 gönderme yapmaktadırlar. ‘Doğalcı etik’ konusuna eğilen birçok düşünür “Niçin doğal düzen etiğin normlarını karşılamak zorunda? Doğanın yaptığının, ahlak açısından iyi ya da kötü olduğuna nasıl karar verilebilir” diye sormaktadırlar. Doğalcı bir etiğin yapmaya giriştiği gibi ‘olan’dan ‘iyi’ olanın üretilmesini ‘doğalcı yanlış’ (natural fallacy) olarak nitelemekte ve bunun bir mantık hatası olduğunu söylemektedirler.162
Bu fikri paylaşan düşünürler doğada, bilimin keşfetmesi gerekli bir ahlak yasası olmadığını ileri sürerler.163

Görüldüğü gibi biyolojik Evrim Teorisi’ni, belli bir ahlak sistemi veya sosyolojik ve politik bir sistem ile bir tutup; birine yöneltilen eleştiri ile diğerini çürütmeye çalışmak veya birinin doğrulanmasını, diğerinin de doğruluğunun delili saymak hatalıdır. Her şeyden önce biyolojik Evrim Teorisi’ne inananların da karşı çıkanların da hem ahlaki sistemleri hem de sosyolojik ve politik yaklaşımları farklıdır. Ayrıca sırf doğa araştırmasına dayanan bir çalışmadan, etik alanına sıçrama yapmak felsefî açıdan yanlıştır. Böyle bir çabanın ‘doğalcı yanlış’ın içine düşmesi kaçınılmazdır.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz