EVRİM TEORİSI’Nİ REDDEDENLERİN SINIFLANDIRILMASI

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

EVRİM TEORİSI’Nİ REDDEDENLERİN SINIFLANDIRILMASI

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 6:01 pm

Evrim Teorisi’ne inananlar üç maddede sınıflandırılabileceği gibi, Evrim Teorisi’ni reddedenler de ‘bilinemezci’, ‘ateist’, ‘teist’ olarak üç maddede sınıflandırılabilir. Dawkins ve onunla aynı görüşü paylaşanların ateizm ile Evrim Teorisi’ni adeta bütünleştiren yaklaşımına karşı ‘Evrim Teorisi’ni reddeden-ateist’ diye bir sınıfın olup olamayacağını merak edenler olabilir. Oysa modern ateizm açısından en önemli isimlerden biri olan pozitivizmin kurucusu Comte’un, Lamarck’ın Evrim Teorisi’nden haberdar olup bu teoriyi reddetmesi,15 böyle bir sınıfın da var olduğunu göstermektedir. Üstelik felsefesinde ‘evrim’ kavramı çok merkezi bir rol oynamasına rağmen Comte, Evrim Teorisi’ni reddetmiştir. Bazıları haklı şekilde Comte’un, metafiziksel unsurlara daha yatkın olan Lamarck’ın Evrim Teorisi’ni reddettiğini, fakat Darwinci bir yaklaşım ile karşılaşması halinde bunu kabul edeceğini düşünebilirler. Bu yorum bence de haklıdır, fakat bundan çıkarmamız gerekli bir sonuç vardır. Teist, ateist veya bilinemezci yaklaşıma sahip birçok kişinin Evrim Teorisi’ne karşı tavrı, teoriyi kendisinden öğrendikleri kişinin veya kişilerin tavrına göre şekillenmiştir. Örneğin Evrim Teorisi’ni ilk olarak Teilhard de Chardin’in kitabından okuyan bir ateistin, bu teoriyi reddetme olasılığının, bu teoriyi Dawkins’den okumasına göre daha yüksek olduğu rahatlıkla söylenebilir. Sonuç olarak ‘teist’, ‘ateist’ veya ‘bilinemezci’ yaklaşıma sahip kişilerin Evrim Teorisi’ni kabul veya reddetmesinin, bu teoriyi sunan kişinin yaklaşımından etkilendiğini; teorinin objektif değerlendirmesinin, teorinin kabul veya reddinin gerçek sebebi olamayabileceğini göz önünde bulundurmalıyız.

Kitabın 3. bölümünde Evrim Teorisi’ne ‘bilim felsefesi’nde ortaya konan kriterler açısından yapılan itirazlar incelendi. Bu itirazlara dayanılarak Evrim Teorisi’ne karşı bilinemezci bir tavır da sergilenebilir, bu teori ret de edilebilir. Bilimsel kriterlerin bu teoriyi doğrulamadığını veya Karl Popper gibi bu teorinin totolojik önermeler üzerine kurulu olduğunu, bu yüzden bu teorinin yanlışlanamayacağını, yanlışlanamayan bir teorinin ise bilimsel olmadığını16 ileri sürenlerden beklenen tavır, bu teoriye karşı bilinemezci bir tavır takınmaları veya bu teoriyi inkâr etmeleridir. Fakat bu teorinin metafizik bir teori olduğunu söyleyenlerden, bu teorinin pratik faydaları açısından teoriyi kabul etmeye daha yakın olanlar da vardır.17 Oysa bu teorinin ileri sürdüğü iddiaların (özellikle klasik Yeni-Darwinci çizginin savunduğu iddiaların) bilimsel bulgular tarafından yanlışlandığı da iddia edilmektedir. Örneğin fosilbilimci Duane T. Gish, Kambriyen devrinde çok hücreli canlıların birden ortaya çıktığını belirterek, bunun Evrim Teorisi’nin beklentilerine aykırı olduğunu söyler.18 Evrim Teorisi’nin yanlışlandığı için doğru olmadığını ileri sürenler, bu teorinin sadece test edilemediğini ileri sürenlere göre daha açık bir şekilde bu teoriye karşı inkârcı tavır sergilemektedirler. Bu tavrı sergileyenler de teorinin test edilemeyen iddialarını kullanırlar.19 Ama bununla yetinmezler ve teorinin test edilemeyen iddialarının bilim dışılığına delil olmasının yanında, teoriyi yanlışlayan delillerin, teorinin reddedilmesini gerektirdiğini de ileri sürerler.

Evrim Teorisi’ni reddedenlerin içinde hem teist hem ateist hem de bilinemezci tavır sergileyenlerin olduğu doğrudur. Fakat Evrim Teorisi’ni reddeden en geniş grubu ‘teistler’ oluşturur. Amerika’da Evrim Teorisi’ne inananların oranının, gerek felsefe alanından gerekse Hıristiyan bilim adamları tarafından, 1960’lı yıllardan itibaren bu teoriye getirilen felsefî ve bilimsel eleştiriler sonucunda dikkat çekici bir biçimde düştüğü gözlemlenmiştir. Gallup’un 1982 yılında Amerika genelinde yapmış olduğu araştırmada, Amerikan halkının %44’ünün türlerin birbirlerinden bağımsız yaratıldığına, %38’inin Tanrı’nın yarattığı bir evrime, %9’unun ise ateistik bir evrime inandığı belirlenmiştir. 1935’te Brigham Young Üniversitesi’nde (Mormon Okulu) insanın evriminin reddedilmesinin oranı %36 iken, bu oran 1973’te %81’e çıkmıştır.20

Ateistler, Evrim Teorisi’ni reddettikleri zaman, bu teorinin yerini tutacak, canlıların oluşumunu açıklayacak alternatif bir teori gösteremezler. Evrim Teorisi ortaya konmadan önce ateistlerin büyük çoğunluğu, canlıların ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla oluştuğunu savunmuşlardı. Daha önce değinildiği gibi eski dönemlerde farelerden kurtçuklara kadar birçok canlının sürekli ‘kendiliğinden türeme’yle oluştuğuna dair bir inanç vardı. Gelişmiş mikroskopların bulunmasıyla cansız maddeyle canlılık arasındaki uçurumun zannedilenden çok daha büyük olduğu kavrandı; önce kısmen, sonra tamamen ‘kendiliğinden türeme’nin imkânsız olduğu anlaşıldı. Böylece canlıların tesadüfen oluştuğunu iddia edenler, tesadüfî bir evrimsel süreçle canlıların oluşumunu açıklamak dışında bir alternatifleri kalmadığını gördüler. Teistler için ise durum farklıdır. Onlar, Tanrı’nın varlığını ontolojilerinin merkezine koydukları için, Tanrı-âlem ilişkisinde Tanrı’nın planı ve kudreti belirleyicidir. Tanrı isterse her canlıyı birbirinden bağımsız da yaratabilir, isterse her canlıyı birbirinden evrimleştirebilir de. Sonuçta bir teist, Evrim Teorisi’ne karşı ‘türlerin bağımsız yaratılışı’nı kabul ettiğinde, ontolojisi gereği ‘bağımsız yaratılışı’ temellendirebileceği bir varlık anlayışına sahiptir. Bu yüzden teistler Evrim Teorisi’ni çok daha rahat inkâr edebilirler. Ateistler ise Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterleri karşılamadığını kabul etseler de bu teoriye karşı alternatif bir teori sunamadıkları için bu teoriyi reddetmeleri zordur. Birçok teistin, Evrim Teorisi’ni inkâr etme nedeni işte tam bu noktada ortaya çıkmaktadır. Ateistlerin kabul etmeye mahkûm olduğunu düşündükleri bu teoriyi yanlışlayarak ateizmi de yanlışlayacaklarını düşünmektedirler.21 Bu yüzden birçok teist, ‘Tanrısal yaratılış’ ve ‘Evrim Teorisi’ni birbirine tam zıt iki görüş olarak konumlandırırlar. Bu konumlandırmada bu iki kategori dışında ‘teist-evrimci’ gibi veya burada göstermeye çalıştığım diğer kategoriler gibi alternatiflerin varlığını yok sayarlar.22 Bu, aslında Richard Dawkins gibi ‘ateist evrimciler’in de tamamen paylaştığı bir yaklaşımdır.

Bu yaklaşımı benimseyen teistler, evrende tasarımı gösteren delilleri sadece ‘tasarım delili’nin doğruluğunun ispatı olarak görmezler, aynı zamanda ‘tasarım delili’nin ispatını Evrim Teorisi’nin yanlışlanması olarak gördükleri için; bu deliller ile Evrim Teorisi’nin yanlışlandığını da savunurlar: Örneğin gözün tasarlandığını gösteren deliller, teizmin ispatı sayılmanın ötesinde Evrim Teorisi’nin reddi olarak da kabul edilir.23 Gerçi gözün tasarımı, gözün parçalarının yavaş yavaş oluşamayacağı gibi savlarla, mikro mutasyonların toplamıyla evrimin oluştuğunu savunan hâkim evrimci (Yeni-Darwinci) görüşe karşı kullanılabilir. Ama ‘Tanrı’nın yarattığı bir evrim’ anlayışına karşı gözün tasarlandığını ve tesadüf ile doğal seleksiyonun gözü oluşturamayacağını söylemek anlamsızdır; çünkü bu anlayışta evrim kabul edilse de canlıların, tesadüfen değil, Tanrı’nın evrimi bilinçli bir şekilde kullanmasıyla oluşturuldukları savunulur. Fakat Tanrı’nın yarattığı bir evrim sürecini alternatif olarak görmeyenler, ‘tasarım delili’ne ait verileri (bir önceki bölümde bunların ne kadar güçlü olduğu görüldü) sadece ateizme ve natüralizme karşı değil, Evrim Teorisi’ne karşı da kullanılırlar.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz