YANLIŞLAMACILIK VE EVRİM TEORİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

YANLIŞLAMACILIK VE EVRİM TEORİSİ

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 5:45 pm

Popper, Darwinizm’in veya başka bir teorinin canlılığın kökenini açıklayamayacağı kanaatindedir.43 Kendisinin bilimin ilerlemesine dair görüşüne benzerliğinden dolayı sempati duyduğu bu teorinin değerli olduğunu da düşünür. Bu teorinin metafizik olmakla beraber pratik yararlarının olduğunu söyler; örneğin bakterilerin penisiline karşı adaptasyonu doğal seleksiyon ile açıklanabilmektedir.44 Fakat, Popper’in verdiği bu örnek Evrim Teorisi’nin başarısı olarak gösterilemez, çünkü daha önce de açıklandığı gibi, doğal seleksiyonun var olan türlerin çevreye adaptasyonunu açıklaması Evrim Teorisi’ni rakip görüşlerden ayırt eden bir özelliği değildir. Penisiline karşı koyabilen bakterilerin varlığını sürdürmesi ve karşı koyamayanların doğal seleksiyona uğraması; yeni bir bakteri türünün oluşumunu izah edememektedir, sadece belli bir bakteri türünde doğal seleksiyonun ne kadar etkili olduğu gözlenmektedir. Bakteriler, bağışıklığı, yeni genetik materyal oluşumuyla sağlamazlar. Bağışıklığın birinci kazanılma yolu, antibiyotiğe karşı koyan, zaten var olan genlerin, bakteriler arasında transfer edilmesidir. İkinci yol ise, mutasyonla deformasyona uğrayan bakterinin moleküllerinin yapısı değiştiği için; antibiyotiğin, bu moleküllere yapışamadığından, bu bakteriye zarar verememesidir. Bu durum, evin anahtarını çalan hırsızın (antibiyotiğin), evin (bakterinin) kilidi bozulduğu (molekül mutasyonla deforme olduğu) için içeri girip eşyaları çalamamasına (bağışıklık kazanma) benzemektedir. Evi koruyan, evdeki bir yapının bozulmasıdır. Oysa Evrim Teorisi’nin, rakip teorilere karşı üstün olabilmesi için; ‘doğal seleksiyon’la, yeni özelliği olan türlerin, cinslerin, familyaların ve takımların oluştuğunu göstermesi gerekmektedir.45 Bu yüzden, Popper’ın deyimiyle ‘metafizik bir araştırma programı’ olan Evrim Teorisi’nin, karşıt görüşlerden daha değerli olduğunu söylememiz için objektif bir verimiz bulunmamaktadır. Doğadaki oluşumları açıklamada, ‘doğal seleksiyon’un değerli bir açıklayıcı mekanizma olmasından, ‘doğal seleksiyon’un türlerin oluşumunu açıklayabildiğine sıçrama yapmak yanlış olacaktır. Evrim Teorisi’ni savunanların en çok yaptığı hata (veya yanıltmaca), doğal seleksiyon ile Evrim Teorisi aynı şeylermiş gibi sunmalarıdır. Popper’ın bilimsel bir teoriyi başarılı bulmasındaki ölçütler, sınamalardan başarıyla geçmesi (yanlış-lanmaya açık olmasına ve buna çalışılmasına rağmen yanlışla-namaması) ve rakip görüşlerle karşılaştırılmasından üstünlükle çıkmasıdır.46 Fakat Evrim Teorisi’nin ne sınanması mümkündür ne de rakip görüşlerle karşılaştırıldığında üstünlük sağlayabilmektedir. Bu sonuç, Evrim Teorisi’nin göz önünde bulundurulması gerekli bir teori olmadığı anlamına gelmez. Evrim Teorisi ‘metafizik bir teori’ olsa da bu teoriyle ilgili bilimsel araştırmalar devam etmelidir; fakat bu teoriyle canlıların orijinine dair açıklamaya ulaşıldığını söylemek hatalıdır.

Marcel Schützenberger, Evrim Teorisi’nin yanlışlanamayacağını ateşböceklerini örnek vererek şöyle anlatmaktadır: “Ateşböcekleri ışık üreterek bir araya gelirler ve bundan haz aldıklarına eminim. Neden yalnız ateşböceklerinin bunu yaptığını bilmek ilginç olurdu. Onların neden ışığı icat ettiğini açıklayabilecek genel bir sebep var mı? Bu canlı türü çiftleşmek için diğer türlerin kullanmadığı bu kadar kompleks bir mekanizmaya neden ihtiyaç duymuştur? Her özel soru için bana özel bir cevap verebilirsiniz, fakat ben iddia ediyorum ki Evrim Teorisi’nin durumunda, baştan hangi özel açıklamayı yapacağınızı belirleyebilecek hiçbir genel ilke yoktur. Bir teorinin yanlışlanamayacak bir teori olması işte budur.”47

Evrim Teorisi’nin bilimsel bir teori olduğuna dair savunmalarıyla ünlü Micheal Ruse şöyle demektedir: “Evrimin bütünü görünemiyor olabilir. Ama o bir gerçektir, hem de iyi ortaya konmuş bir gerçektir; 8. Henry’nin kızı Elizabeth’in Ingiltere kraliçesi olması ve göğsümde kalbimin atması kadar gerçektir.”48 Ruse’un bu aşırı savunması ile Evrim Teorisi’nin bilimsel kriterler açısından değerlendirilmesi arasında ciddi bir fark vardır. Ruse’un kalbinin atıp atmadığı gözlemle doğrulanabilir, yanlışlanmaya da açıktır. Elizabeth’in kraliçeliği ile ilgili geçmişte yaşayanların tanıklığı, bunu ileten yazılı belgeler ve resimler vardır. Üstelik Ruse’un kalbinin attığına ve Elizabeth’in kraliçeliğine karşı bir teori de yoktur. Evrim Teorisi, gözlenen canlıların biyolojik durumuyla değil de kökeniyle alakalı olduğu için, doğal tarihe dayalı evrimsel açıklama, insanlık tarihinden örneklere -Elizabeth örneği gibi- benzetilerek, teorinin bilimsel kriterlere uygunluğunun tarih bilimi ile benzer olduğu söylenmek istenmektedir. Oysa Elizabeth örneğindeki gibi tarihsel vakalar birçok ayrı kanaldan gelen yazılı veya resimli belgelere dayanır, Evrim Teorisi için bu tarzda bir belge gösterilemez. Hiç kimse, sırf günümüzdeki insanları ve toplumları inceleyip de yazılı belgeler olmasaydı, Aristoteles veya Iskender hiç bilinmeseydi, geçmişte Aristoteles’in veya Iskender’in yaşadığını çıkarsayamaz. Evrim Teorisi’nin, Elizabeth ile ilgili tarih biliminin anlatımlarının epistemolojik desteğinin aynısına sahip olabilmesi için -Michael Ruse’un iması budur- yazılı belgelere karşılık gelecek bir desteğe sahip olması gerekirdi; oysa bu şekilde herhangi bir desteği bulunmamaktadır.

Bazıları fosillerin bu tarihsel belgelere karşılık geldiğini düşünebilir. Aslında Evrim Teorisi’nin savunulmasında fosiller, genel kitlenin sandığından daha az önemli olmuştur. Darwin ve ondan sonra birçok bilim insanı, Evrim Teorisi’ni, yaşayan canlılardan yola çıkarak yaptıkları soyut akıl yürütmelerle formüle etmeye çalışmışlardır. Fosiller, ölmüş canlı hakkında bilgi verir, fakat bu canlının nasıl türediğini söylemez; fosillere dayalı çıkarım da tamamen soyut akıl yürütmelere dayanır. Fosiller, beraberlerinde canlının soy ağacı ve nasıl türediği ile ilgili belgelerle bulunmazlar. Hiçbir fosile dayanarak, bu fosili bırakan canlının ayrıntılı hayat hikâyesini anlamamız mümkün olamaz. Hiçbir fosil, kendi soy ağacı ve hayat hikâyesi ile gömülü değildir. Tüm bunlar Evrim Teorisi’nin, tarih biliminin sahip olduğu epistemolojik desteğe bile sahip olmadığını gösterir. Kitabın ilerleyen sayfalarında ‘fosiller’ konusu daha ayrıntılı işlenecektir.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz