‘ORTAK ATA’DAN DEĞİŞME YOLUYLA EVRİM TEORİSİ

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

‘ORTAK ATA’DAN DEĞİŞME YOLUYLA EVRİM TEORİSİ

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 4:58 pm

Darwinci Evrim Teorisi; en önemli mekanizması ‘doğal seleksiyon’ olan, bütün canlıların, geçmişte yaşamış ‘ortak bir ata’dan (common ancestor) değişerek geldiklerini söyleyen ve onları ‘ortak bir soy’ (common descent) yoluyla bağlayan bir teoridir. Türlerin birbirinden değiştikleri kabul edildikten sonra tüm türlerin, cinslerin, familyaların ‘ortak bir ata’dan geldiği sonucuna varılmıştır. Ama unutulmamalıdır ki Lamarck’ın Evrim Teorisi’ne göre türler ortak bir atayla birbirlerine bağlanmamışlardır. Bu fikre, ilk olarak, yanlışlığını göstermek için de olsa, Buffon’da rastlanır. Daha sonra Charles Darwin’in dedesinde de benzer fikirler vardır. Ama ‘ortak soy’ yoluyla türlerin hepsinin birbirine bağlanması görüşü ancak Darwin tarafından detaylıca savunulmuş ve yaygınlık kazanmıştır.

Darwin, ‘Türlerin Kökeni’ kitabının birçok yerinde, ‘ortak soy’ yoluyla türlerin bağlanmasından söz etmektedir. Fakat özellikle altıncı ve onuncu bölümden on üçüncü bölümün sonuna kadar olan kısım bu konuyla ilgilidir. Kitabın en son cümlesi ise “Yaratıcı’nın meydana getirdiği bir veya birkaç basit canlı formundan diğerlerinin evrimleşmiş olduğunu öngören bir hayat görüşünde yücelik olduğu” ifadesiyle biter. Darwin anılan eserinin 1859’daki ilk baskısının bitiriş cümlesinde ‘Yaratıcı’ ifadesine yer vermemişti,94 1860’taki ikinci baskıda ‘Yaratıcı’ ifadesine yer verdi. Darwin hayattayken 1861’de üçüncü, 1866’da dördüncü, 1869’da beşinci ve 1872’de altıncı ve son baskıyı yaptı; Darwin’in tüm baskıları boyunca kitabında düzeltmeleri sürdü, fakat 1860’ta yaptığı değişikliği hep muhafaza etti.95 Böylece Darwin, ‘evrimsiz doğrudan yaratılışı’ sadece ‘ilk ortak ata’yla sınırlı tuttu, diğer canlıların bu ‘ortak ata’dan evrimleştiğini söyledi. Tanrı’nın evrene hiçbir müdahalesine inanmadığını savunanların sistemine göre, bu ilk canlının da Tanrı’nın doğrudan yaratışı olarak görülmemesi; onun, cansız maddeden, ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla oluştuğunu kabul etmek gerekmektedir. Darwin’in görüşü her ne olursa olsun, ateist-Darwinciler ilk ortak atanın ‘kendiliğinden türeme’ yoluyla, cansız maddeden tesadüfen oluştuğuna ve bu canlı formdan diğer tüm canlıların evrimleştiğine inanırlar. Yani evrim, bu bakış açısına göre, kendiliğinden türeyen ilk canlının nesiller boyu farklılaşmasıdır; kısacası bütün türleri, cinsleri, familyaları, takımları, sınıfları, filumları ve âlemleri ile canlıların var oluşunun açıklaması budur.

Birçok teist-evrimci de yine aynı süreci öngörmektedirler, fakat onlar ilk canlının ortaya çıkışından türlerin evrimleşmesine kadar olan sürecin; ‘tesadüfler’ ile değil, ‘Tanrı’nın kontrol ve yönlendirmesi’ ile oluştuğuna inanırlar. Teist-evrimciler ‘ortak ata’dan gelme fikrine, yalnızca tesadüfi doğal seleksiyon mekanizması ile türlerin oluşumunun izah edilmeye çalışılmasına olduğu kadar tepki göstermemişlerdir. 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılda evrimi savunanlardan (teist ve ateist), Lamarck gibi, ‘kendiliğinden türeme’ yolu ile ortaya çıkan birçok canlının, ayrı yollarla evrimleştiklerini savunan pek kimse kalmamıştır. Yeni-Lamarckçılar da ‘ortak ata’ yoluyla evrimleşmeyi savunmuşlardır.

Darwin’in teorisini ortaya koyduğu dönemde Linnaeus’un canlılar sınıflaması hâkimdi. Bu sınıflama canlıların, benzerlik ve farklılıklarına göre hiyerarşik olarak sıralanmasını içeriyordu. Darwin, grupları birbirinin altına sıralayan bu hiyerarşinin, ‘ortak atadan evrimleşme’nin kabul edilmesi suretiyle açıklamasının yapılabileceğini söyledi.96 Darwin’den önceki sınıflamalarda canlıların benzerlikleri en temel kriterdi, Darwin daha önceden canlıların sınıflaması için kullanılan bu benzerlikleri (homologies) ortak atadan evrimleşmenin delili olarak kullandı. Buna göre, evrimsel tarih (phylogeny) canlıların benzerlikleri üzerine bina edildi; yakın akrabaları ve uzak akrabaları belirlemenin kriteri bu oldu.97

Darwin’in takipçilerinin, özellikle Haeckel’in (1834-1919) çalışmaları tamamen bu noktaya odaklandı. Bu çalışmalarla, hayvan ve bitkiler üzerine araştırmaların sadece bir katalog düzenleme çalışması olmadığı, amacın ‘evrimsel tarih’i ortaya koymak olduğu gösterilmeye çalışıldı. Bilhassa 19. yüzyılın sonunda ve 20. yüzyılın başında evrimci biyologların en önemli uğraşı buydu. Özellikle Haeckel’in 1894-1896 yıllarında yazdığı ‘Sistematik Evrimsel Tarih; Organizmaların Doğal Tarihinin Soylara Dayalı Taslağı’ (Systematic Phylogeny; A Sketch of A Natural System of Organisms Based on Their Descent) adlı kitabında çizdiği canlıların soy ağacı, önemli bir tartışma konusu olmuştur. Evrim Teorisi’ni bu şekilde ele alış, evrimsel biyolojiyi, matematik kökenli bilimlerden çok uzak noktaya götürür ve evrimsel biyolojiyi tarihsel bir araştırma ve sıralama bilimine indirger. Günümüz biyologları bu soy ağaçları için Haeckel’den daha kötümserdirler.98 Evrim Teorisi açısından kritik nokta, canlıların benzerliklerinden ortak bir atadan evrimleşmeye yükselinip yükselinemeyeceğidir; bu konuyu 3. bölümde ele alacağım.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz