Darwin'in Yaşam Öyküsü: Doğumundan ‘Türlerin Kökeni’ne

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Darwin'in Yaşam Öyküsü: Doğumundan ‘Türlerin Kökeni’ne

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 4:49 pm

Her ne kadar Darwin’den (1809-1882) önce canlıların evrim geçirdiği ortaya konmuş, Darwin’den sonra genetikteki ilerlemelerle uygun düzeltmeler yapılmış olsa da Evrim Teorisi birçok kişinin zihninde Charles Darwin ile özdeşleşmiştir, hatta birçok kişi ‘Evrim Teorisi’ ifadesi yerine ‘Darwinizm’ demeyi tercih etmektedir. Darwin’den sonra Evrim Teorisi üzerinde genetik bilimi doğrultusunda düzeltmeler yapılınca, teori ‘Yeni-Darwincilik’ (Neo-Darwinizm) diye anılmaya başlanmıştır. Günümüzde birçok kişi Darwinizm ifadesini, Yeni-Darwincilik yerine de kullanmaktadır. Kısacası günümüzde ‘Evrim Teorisi’, ‘Darwinizm’ ve ‘Yeni-Darwincilik’ isimlendirmeleri, birçok kişi için birbirleriyle aynı anlamı ifade etmektedir. Darwin’in Evrim Teorisi’ne giriş yapmadan önce hayat hikâyesinden kısaca bahsetmek yerinde olacaktır.

12 Şubat 1809’da Shrewsbury’de doğan Charles Darwin, doktor Robert Waring Darwin’in (1768-1848) oğludur. Doktor Robert Darwin ise daha önce bahsettiğim doğabilimci, doktor ve şair olan Erasmus Darwin’in oğluydu. Charles, babasına büyük saygı duyar ve ondan söz ederken “Benim babam, tanıdığım en akıllı insandır” der.31 1817’de Charles 8 yaşındayken ölen annesi Susannah Wedgwood (1765-1817) hakkında ise çok az şey hatırlar. Charles, daha küçük yaşta doğal nesneleri toplamaya başladığını, bitki çeşitleri ile ilgilendiğini, ayrıca gürültücü ve çok yalan söyleyen bir çocuk olduğunu yaşam öyküsünde anlatır.32 Charles altı kardeşten biriydi. Üç ablası vardı: Marianne (1798-1858), Caroline (1800-1888), Susanne (1803-1866) ve bir de kız kardeşi vardı Emily Catherine (1810-1866), ayrıca dedesinin adını taşıyan Erasmus (1804-1881) adında bir de erkek kardeşe sahipti. 1876’da (67 yaşında) yazdığı yaşam öyküsünde Tanrı’ya çocukken ettiği duaları ve karşılığını aldığını şöyle anlatır: “Okul yaşamımın ilk günlerini anımsıyorum, zamanında varmak için çok hızlı koşmak zorunda kalıyordum; hızlı bir koşu genelde başarılı olmama yetiyordu. Bununla birlikte, kuşku içinde kalıp bana yardım etmesi için Tanrı’ya dürüstçe yakardığım zaman, hızlı koşmanın değil, yakarmanın bana nasıl yardımcı olduğunu anımsıyorum. Bana nasıl yardımcı olunduğu genelde hayret vericiydi.”33

Küçükken Charles’ın doğaya olan ilgisi, çok saydığı babasının kendisini şu şekilde azarlamasına sebep oluyordu: “Hayvan avlamaktan, köpeklerle ilgilenmekten ve fare yakalamaktan başka bir şey yapmıyorsun, kendin için ve tüm aile için yüz karası birisi olacaksın.”34 Charles, okulda iyi bir öğrenci olmadığı için babası onu ağabeyi ile beraber, 1825 yılında, iki yıl kalacağı Edinburgh Üniversitesi’ne tıp okumaya yollar. Anatomi dersini ve ameliyata girmeyi sevmez. Fakat üniversite yıllarında Lamarck’ın ‘evrim’ görüşüne hayran arkadaşlarla tanışır. Charles, daha önce dedesinin ‘Zoonomia’ adlı eserinde okuduğu bu görüşlerden başta çok etkilenmediğini söyler; fakat bu sürecin kendisinin ‘Türlerin Kökeni’ni yazmasını desteklemiş olabileceğini de belirtir.35

Charles’ın doktor olmaktan hoşlanmadığını anlayan babası onu papaz olmaya ikna eder. Böylece Charles 1828-1831 yılları arasında okumak için Cambridge’e gider. Burada William Paley’i okur ve etkilenir; kınkanatlı böcekleri toplar, onları açıp içlerini inceler. Ayrıca kendisinin de olmayı arzu ettiği gibi papaz-doğabilimci olan ve bu tarzdaki bilim insanının kendisini en çok etkileyen örneği olan Papaz John Henslow ile burada tanışır.36

Charles, 1831 yılında Cambridge’den döner. Shrewsbury’deki evinde John Henslow’dan tüm hayatını değiştirecek bir mektup alır. Bu mektup, Beagle gemisiyle bir doğabilimci olarak Güney Amerika kıyılarını gezmesinin kapısını açtı. Babasının papazlık diploması için sınavlarını bitirmesini ve bu maceraya atılmamasını istemesine rağmen, Charles 1831-1836 yıllarını ‘hayatımın en önemli olayı’ dediği Beagle yolculuğu ile geçirir.37 Bu yolculukta değişik bitki ve hayvan türlerini inceleme ve toplama imkanı bulur, yerbilim hakkındaki fikirlerini şekillendirir.

Charles Darwin, 1836’da Beagle yolculuğunu bitirir, 1837-1839 yılları arasında Beagle gezisiyle ile ilgili notlarını yayına hazırlar ve ‘Türlerin Kökeni’ni yazmak üzere ilk not defterini açar.38 1839 yılında Emma (1808-1892) ile evlenir, bu evlilikten on çocukları olan çiftin ancak yedi çocuğu ergenlik yaşına gelir. Çift, 1839-1842 yılları arası Londra’da yaşar ve sonra Londra’dan 16 mil uzaklıktaki Down bölgesine taşınıp, hayatlarının sonuna kadar burada kalır.

Charles, keşif yolculuğundan dönüşünden bir yıl sonra, türlerin değiştiği fikrini destekleyen ya da karşı çıkan bilgileri derlemek için ‘türler sorunu’ hakkında notlar tutmaya başlar. Büyükbabası Erasmus’u bir daha okur, Lamarck’ı, ayrıca Robert Chambers’ın ‘Yaratılışın Izleri’ni dikkatlice inceler.39 Charles Darwin “Tümüyle gerçek Baconcı ilkelere dayanarak ve hiçbir teori olmaksızın geniş kapsamlı ölçüde veri topladım” demektedir, fakat Darwin’in hiçbir teoriye dayanmadan çalıştığını düşünmek hatalı olur; yerbilimindeki anlayışında Lyell’in ilkelerinin,40 türlerin oluşumunu açıklamaya çalışırken dedesi Erasmus’un ve Lamarck’ın yaklaşımının gözlemlerini şekillendirdiği (teorinin gözlemi bir ölçüde öncelediği) söylenebilir. Londra’da kaldığı sürede ‘Mercan Kayaları’ adlı kitabını hazırladı ve 1842’de bu kitabını tamamladı.41 1844 yılında ‘Volkanik Adalar Üzerine Yerbilimsel Incelemeler’ ve 1846 yılında ‘Güney Amerika Üzerine Yerbilimsel Gözlemler’ isimli eserlerini yayımladı. 1846-1854 yılları arasında midyeler üzerine çalıştı; bu kadar uzun süreyi midyelere ayırmaya değip değmeyeceği hususunda sonradan kuşkularını belirtecektir. Charles, bu arada iki yıl boyunca hastalanır ve babasının 1848 yılındaki cenazesine bile gidemez.42 ‘Türlerin Kökeni’nde kısa bir değinme ve 1863 yılında bir sayfalık yazısı dışında, uzun yıllarını harcadığı midyeler konusuna bir daha hiç dönmez.43


Darwin en ünlü eseri olan ‘Türlerin Kökeni’ni ilk olarak 1859 yılında yayımlar, bu eser dışında on dokuz kitap daha yazmıştır, ama hiçbiri bu eser kadar önemli değildir (Tam adı şöyledir: ‘Doğal Seleksiyon Yoluyla Türlerin Kökeni Üzerine ya da Yaşam Mücadelesinde Avantajlı Irkların Korunması’; Orijinal Ingilizce adı: ‘On The Origin of Species by Means of Natural Selection or The Preservation of Favoured Races in The Struggle for Life’.) Bu çalışma, Darwin’in Evrim Teorisi’ni ilk olarak açıkladığı çalışmadır. Darwin’in bu çalışmasının adından da anlaşılacağı gibi, onun Evrim Teorisi’nin en önemli unsuru ‘doğal seleksiyon’dur. (Seleksiyon ifadesi ‘ayıklanma’ ve ‘seçilim’ olarak da çevrilmektedir.) Bu çalışmada 1837 yılından beri tuttuğu notlardan, 1838 yılında okuduğu Papaz Malthus’un ‘Nüfusun Ilkeleri’ adlı eserinden, 1842’de hazırladığı kuramının 3.5 sayfalık özetinden, 1844’te bu özeti 230 sayfaya genişletmesinden ve 1856’daki Lyell’in teşvikleriyle giriştiği çalışmalarından yararlandı. 1858 Eylülü’nde Lyell ve Hooker’ın ısrarlı tavsiyeleriyle 13 ay ve 10 günlük bir çalışmayla 1859 yılının Kasımı’nda ‘Türlerin Kökeni’ni yayımladı. Daha sonra önemli eklemeler ve düzeltmeler olduysa da Darwin’in ‘başyapıtım’ dediği eserinin özü diğer baskılarda da aynı kaldı.44 Eser 1860’ta 2. baskısını, 1861’de 3. baskısını, 1866’da 4. baskısını, 1869’da 5. baskısını, 1872’de 6. baskısını yaptı ve her baskıda düzeltmeler oldu. Kitaba ilavelerin içinde belki de en ilginci, 1869 baskısından itibaren Darwin’in, Herbert Spencer’in kullandığı ve evrim ile bütünleşmiş ifadelerden olan ‘en uygun olanın yaşaması’ (survival of the fittest) ifadesini kullanmaya başlamasıdır. Darwin ‘Türlerin Kökeni’nin ilk baskısında ‘evrim’ (evolution) terimini hiç kullanmaz, bu terimi sonradan kullanmaya başlar.45 Bu terimi ilk kez ‘İnsanın Soyu’ (1871) adlı kitabında, sonra ise ‘Türlerin Kökeni’nin altıncı baskısında (1872) kullanır.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Darwin'in Yaşam Öyküsü: Doğumundan ‘Türlerin Kökeni’ne

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 4:54 pm

Darwin’i ‘Türlerin Kökeni’ni 1859 yılında yazmaya iten en önemli sebeplerden biri 1958 yılında genç Alfred Russel Wallace’dan (1823-1913) aldığı mektuptur. Wallace, daha önce de irtibatta olduğu Darwin’e bilimsel araştırmalar için gittiği Malezya’dan yazdığı mektupta, gönderdiği makalesini okumasını ve uygun bulması halinde bilimsel bir dergide yayımlamasını ister. Makaleyi okuyan Darwin, kendisiyle aynı fikirleri paylaştığını gördüğü Wallace’ın, kendisinin önüne geçeceğinin telaşına kapılır. Öğüt ve yardım için başvurduğu arkadaşları Lyell ve Joseph Hooker, 1858’de Wallace’ın makalesiyle beraber, Darwin’in ilk taslaklarından bazılarını Linnaean Derneği’nin dergisinde yayımlatırlar. Böylece Darwin ve Wallace, doğal seleksiyon yoluyla Evrim Teorisi’ni ilk olarak ortaya koyanlar olma ayrıcalığını paylaşırlar. Lyell ve Hooker, taslaklara eşlik eden mektuplarında Wallace ve Darwin’in ortak yayın konusunda uzlaşmış olduğunu ima ederler; fakat Wallace’ın Darwin’in bir evrim kuramı üzerinde çalıştığından haberi bile yoktur.46 Wallace’ın sonraki eserlerinde Darwin’den övgüyle bahsetmesi, onun bu olaya pek alınmadığını göstermektedir. Her şeye rağmen doğal seleksiyonlu Evrim Teorisi’nin ortaya konuşu ‘bilim etiği’ açısından sorunlu bir şekilde olmuştur.

1860 yılında Darwin ‘Evcilleşmiş Hayvanların ve Bitkilerin Çeşitlemesi Üzerine’ isimli eseri üzerinde çalışmaya başladı ve hastalık gibi sebeplerden ötürü bu konudaki eseri 1868’de yayımlandı. 1862’de ‘Orkidelerin Üremesi’ adlı küçük bir kitapçık yazdı. 1864 yılında ‘Tırmanıcı Bitkiler’ üzerine yazdığı makale yeterince dikkat çekmedi, fakat bunu 1879’da bir kitap olarak yayımladığında epeyce bir ilgi gördü.47

Darwin, ‘Türlerin Kökeni’ni yazdığında insanın evrim geçirdiğini ileri sürmemiş, fakat “Insanın kökleri ve tarihi aydınlatılmalıdır” diye bir cümlede konuyu geçiştirmişti.48 Darwin, ‘Insanın Soyu’ adlı eserini 1871’de, üç yıllık bir çalışmanın sonucunda yayımladı, ikinci ve düzeltilmiş basımı ise 1874’te yayımladı. Bu kitabın tam adı ‘Insanın Soyu ve Cinselliğe Bağlı Seleksiyon’dur. Darwin, ‘Türlerin Kökeni’ kitabında evrimsel gelişimi Yaratıcı’nın gerçekleştirdiği bir süreç olarak gördüğünü söylemişti;49 ama onun evrim görüşünü yine de Hıristiyanlığın temel akidelerine ters ve ateistik bir görüş olarak algılayanlar oldu. İnsanın maymunumsu bir atadan geldiğini sonradan söylemesi Darwin’e karşı Hıristiyan çevrelerden gelen itirazları iyice arttırdı.

Darwin, 1872’de ‘İnsanda ve Hayvanda Duyguların İfadesi’ isimli kitabını, 1875’de böcek yiyen bitkiler üzerine bir kitabını, 1876 yılında ‘Bitkiler Dünyasında Çapraz ve Kendiliğinden Üreme’ kitabını, 1877’de orkidelerin üremesi ile ilgili bir kitap, 1880’de ‘Bitkilerde Hareket Gücü’ kitabını, 1881’de solucanlarla ilgili bir kitabını yayımladı.50 1881’de kalp rahatsızlığı nedeniyle iyice çöktüğünde, ailesine Down köyündeki eski kilise avlusunda gömülmeyi istediğini söyledi. 19 Nisan 1882’de öldüğünde, güçlü bilim adamı dostları, Westminster Abbey’de gömülmesini sağladılar. Mezarı diğer ünlü bir bilim adamının, Isaac Newton’un birkaç adım ötesindedir.51


Darwin, birçok kişinin sandığı gibi ateist olduğunu söylememiştir.52 ‘Beagle Yolculuğunda’ adlı kitabında doğanın Tanrı’nın yaratışının ürünleri ile dolu olduğunu söylüyor ve giriştiği tartışmalarda Kitabı Mukaddes’ten ayetleri örnek gösteriyordu. En ünlü eseri ‘Türlerin Kökeni’ni ilk olarak yazdığında da kendini teist olarak nitelendiriyordu. Fakat daha sonraki dönemde ‘agnostik’ (bilinemezci) olduğunu belirtmiştir.53 ‘Agnostik’ terimini ilk olarak kullanan kişi Darwin’in yakın arkadaşı ve bilimsel partneri Thomas Henry Huxley’dir: Bu terimi Tanrı’nın veya nihai bir sebebin var olup olmadığının bilinemeyeceği anlamında kullanmıştır.54 Oğlu Francis Darwin’in derlediği birçok mektubundan da onun inançlı bir Hıristiyan’dan bilinemezci bir yapıya doğru değişim gösterdiği anlaşılmaktadır.55 Bunun yanında canlıların ‘doğal seleksiyon’ ile çevrelerine adapte olmalarının ‘tasarım’a işaret ettiğine dair fikirler de dile getirdi.56 Darwin’in Hıristiyanlık ile zıt görüşlerini dindar bir Hıristiyan olan eşi Emma’yı üzmemek için dillendirmediğini söyleyenler de vardır.57

Baştan Tanrı’ya inanan bir kişi olan Darwin’in, bazı dini çevreler tarafından ‘kafir’ olarak nitelenmesinin ve bunların ona karşı cephe almasının, Darwin’in bilinemezci bir yapıya dönüşmesinde önemli bir psikolojik etken olduğu düşünülebilir. Evrim Teorisi’ni sistematik olarak savunan ilk kişi olan Lamarck, Tanrı’ya inancını belirtmişti. Darwin’in ‘doğal seleksiyon’ mekanizmasıyla Evrim Teorisi’ni savunduğu ve bu görüşün dinle daha uyuşmaz olduğu -haklı şekilde- söylenebilir; fakat ‘doğal seleksiyonlu evrim’ fikrini ortaya ilk koyan iki kişiden biri olma ayrıcalığına sahip Wallace evrimin bilinçli bir yaratılış sürecinde gerçekleştiğini savunmuştu.58 Wallace ‘doğal seleksiyon’u düzenleyici bir mekanizma olarak görüyordu, Darwin ise kimi yazılarında ‘doğal seleksiyon’u üstün bir Varlığın tasarrufu olarak tanımladı.59 Darwin’in inancında dalgalanmalar olduysa da yeni baskılarında sürekli düzelttiği ‘Türlerin Kökeni’nin en son baskısına kadar Yaratıcı’dan bahsettiği bölümleri çıkarmadı. İlerleyen bölümlerde göreceğimiz gibi ateizm ile Evrim Teorisi arasında önemli bir ilişki olmuştur. Fakat, bu teorinin ateizm adına ortaya konduğunu veya mutlak olarak ateizme yol açtığını söylemek tamamen yanlıştır.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz