Auguste Comte ve Pozitivizm

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

Auguste Comte ve Pozitivizm

Mesaj tarafından cRn* & méLiss-á Bir Salı Kas. 11, 2008 4:48 pm

Evrim Teorisi’nin içinde yer aldığı ve de kabul edilmesinde önemli rolü olan paradigmanın en önemli unsurlarından biri pozitivizmdir. Auguste Comte (1798-1857) pozitivizmin kurucusu ve en ünlü temsilcisidir. Pozitivizm gerek 19. yüzyılın gerekse 20. yüzyılın en etkili felsefî sistemlerinden birisi olmuştur.

Bu felsefe her türlü metafiziği reddederken, bilimi metafiziğin yerine koymaya çabalar. Comte bilgi teorisindeki yaklaşımı açısından deneycidir; onun deneyciliği, metafiziği yok etmek için bir araçtır. Comte’a göre sadece olguları tasvir edebiliriz, ama doğal teologların yaptığı gibi bu olgulardan Tanrı’nın varlığını çıkarsayamayız veya erişilmez olan gayeci nedenlerle olguları açıklayamayız.24 Bu yaklaşıma göre felsefe, olguları anlama işini -sadece olguların bilgisi meşrudur- tamamen bilimlere bırakacak, bu bilgilerin ötesine geçmeye çalışmadan sadece bilimin kapsamı, yöntemi ve sistemleştirilmesiyle uğraşacaktır. Comte, felsefenin ve tüm bilimlerin üç aşamadan geçtiğini söyler. Bunlar sırasıyla teolojik, metafizik ve pozitivist aşamalardır. Teolojik aşamada insanınkine benzer iradelerin evreni yönettiği düşünülür. Teolojik aşama, objelerin canlı kabul edildiği fetişizm, daha sonra her tanrının farklı bir hâkimiyet alanının olduğu çoktanrıcılık, en son da tektanrıcılık olmak üzere alt aşamalara ayrılır. Metafizik aşamada Tanrı insana benzetilmez, varlığın sistemli, geniş kapsamlı bir açıklaması yapılmaya çalışılır. Comte, eleştirilerini özellikle bu aşamaya ve bu aşamanın Descartes gibi temsilcilerine yöneltir. Bu aşamayı esasında, teolojik aşamanın basit bir dönüşümünden ibaret görür.25 En sonunda pozitivizm aşaması gelmekte; bilim, dinlerin yerini almakta ve insanlığın geçirdiği aşamalar bitmektedir. Görüldüğü gibi Comte’ta ‘ucu kapalı evrim’ fikri vardı, pozitivist aşamayla evrimsel süreç kapanmakta ve en mükemmel aşamaya ulaşılmış bulunulmaktadır.

Hegel ve Comte gibi felsefelerinde ‘evrim’ kavramını merkeze oturtan iki düşünür canlıların evrim geçirdiğini hiç düşünmemişlerdir. 19. yüzyılda evrim kavramı, hem Hegel, hem Comte, hem Marx ile felsefede yaygınlık kazandı hem de sanayi devrimi ve bilimsel ilerleme ile zihinlerde sürekli ilerleme ve gelişme fikri yerleşti. Evrim Teorisi zihinlerde oluşan bu imgenin biyoloji alanındaki izdüşümünü verdiği için daha kolay kabul edildi. Bazıları bu teorinin ortaya konmasını da zihinlerde oluşan bu imgeye bağlamaktadır; teorinin ortaya konmasının bu imgeye bağlı olup olmadığı tartışılabilir ama bunun teorinin kolay kabul edilmesini sağladığında çoğunluk ittifak halindedir.

Bu noktada, ‘evrim’ kavramının 19. yüzyılda zihinlere yerleşmesini sağlayan en önemli isimlerden Comte’un, Lamarck’ın Evrim Teorisi’ni reddettiğini saptamak önem kazanmaktadır.26 O, Evrim Teorisi’nin tam zıttı olan türlerin değişmediği görüşünü kabul ediyordu; hayvanların taksonomik sınıflaması gözlem yoluyla yapıldığı için, bunu pozitif yöntemin başarısı olarak kabul ediyordu.27 Bu, ‘evrim’ ile ‘Evrim Teorisi’ni karıştırarak, evrende veya insan kültüründe saptanan evrimsel gelişme yüzünden canlıların evrim geçirdiği sonucuna mutlaka ulaşılacağını sananların, hatasını gösteren çok önemli bir örnektir. Canlıların oluşumunu açıklayan Evrim Teorisi, fiziksel ve kültürel dünyadan farklıdır; bu teori biyoloji alanıyla ilgilidir. Fiziksel ve kültürel dünyada evrimi saptayıp Evrim Teorisi’ni delillendiremeyeceğimiz gibi, fiziksel ve kültürel dünyada evrim olmadığı sonucuna vararak Evrim Teorisi’ni yanlışlayamayız.

William Dembski, Darwinci Evrim Teorisi’nin, 19. yüzyılda yükselen değer olan pozitivizmle uyuştuğunu belirterek “Eğer Darwin olmasaydı pozitivistler onu icat etmeliydi” der.28 Dembski, Evrim Teorisi dine karşıt olarak konumlandırıldığı için -bütün Evrim Teorisi’ne inananlar bunu kabul etmemişse de- ve de böylelikle pozitivizm ile aynı ‘düşman’a karşı ittifak ettirildikleri için haklıdır. Fakat Comte’un çizdiği epistemolojik (bilgi teorisindeki) tabloya; Evrim Teorisi’nin, tekrarlanamaz (deney yapılamaz) ve gözlemlenemez özellikleriyle ne kadar uyduğu tartışılmalıdır. Ayrıca Comte, biyolojinin matematiği kullandığı ve model aldığı ölçüde başarısızlıklarını gidereceği kanaatindedir;29 bu yaklaşım, matematiksel yaklaşıma aşağı yukarı hiç dayanmayan Evrim Teorisi için ciddi bir sorundur. (Kitabın 3. bölümünde Evrim Teorisi bilim felsefesi açısından incelendiğinde bu konuya dönülecektir.) Ayrıca Evrim Teorisi’nin, Tanrı’nın etkin olmadığı bir süreç olarak pozitivist yorumunun sadece belli bir yorum şekli olduğu ve bu görüşe karşı pozitivizme zıt bir şekilde ‘Tanrı’nın gerçekleştirdiği bir evrim’e inananların da azımsanmayacak sayıda olduğu hatırlanmalıdır.

Tüm bunlara karşın pozitivizm ile Evrim Teorisi’nin aynı paradigmada buluşması, 19. yüzyılın koşullarının ve o döneme ait sosyolojik ortamın etkisiyle oluşmuş bir süreçtir. Thomas Kuhn’a kulak vererek; paradigmayı anlamak için, onu oluşturanları ve onun oluştuğu ortamı tanımak zorunda olduğumuza dikkat etmeliyiz.31 Bunu ilerleyen sayfalarda ayrıntılı bir şekilde yapmaya çalışacağım.

cRn* & méLiss-á
Admin

Mesaj Sayısı : 142
Kayıt tarihi : 10/11/08

Kullanıcı profilini gör http://evrimteorisi.allgoo.net

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz